15811,50%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,50% 2,32
İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Kurulu Ali Yılmaz subasman kotları ile yol ve asfalt kotlarının uyumsuzluğu, yalnızca teknik bir hata değil; doğrudan can ve mal güvenliğini etkileyen kamusal bir sorumluluk olduğunu söyledi.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Yılmaz; “İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Kurulu olarak; Serik ilçesi ile Belek, Kadriye ve Boğazkent sahil şeridinde yapı güvenliğini doğrudan etkileyen subasman kotları ile yol ve altyapı kotlarının, kırmızı kod yaklaşımı çerçevesinde ve ulusal mevzuat ile bilimsel teknik esaslar doğrultusunda birlikte değerlendirilmesinin hayati önemde olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız. Subasman kotları, yapıların zeminle temas eden ilk güvenlik sınırını oluştururken; yol kotları ve asfalt kaplamalar, yüzey sularının akış yönünü ve birikimini belirleyen temel altyapı unsurlarıdır. Yol kotlarının subasman kotlarından düşük veya hatalı belirlenmesi, özellikle yağışlı dönemlerde; Yapıların bodrum ve zemin katlarına su yönlenmesine, Drenaj sistemlerinin yetersiz kalmasına, Uzun vadede taşıyıcı sistem hasarlarına ve korozyona neden olabilmektedir. Bu nedenle asfalt yolların ve kaldırım kotlarının, yapı subasman kotlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde, bütüncül bir mühendislik yaklaşımıyla projelendirilmesi zorunludur.” Dedi.
KIRMIZI KOD YAKLAŞIMI VE ÖNLEYİCİ GÜVENLİK İLKESİ
Risk önleyecek kararların almasına dikkat çeken Yılmaz; “Kırmızı kod yaklaşımı; risk oluştuktan sonra müdahaleyi değil, riskin oluşmasını engelleyecek önleyici teknik kararların alınmasını esas alır. Subasman kotları ile yol ve altyapı kotlarının birlikte ele alınmaması, sahil bandı gibi hassas bölgelerde yüksek riskli bir kamusal güvenlik sorununa dönüşebilmektedir. Bu kapsamda subasman–yol kotu ilişkisi, kırmızı kod hassasiyetinde değerlendirilmesi gereken bir planlama ve uygulama konusudur.” şeklinde konuştu.
YEREL İDARELER VE İLGİLİ KURULUŞLARIN MEVZUAT KAPSAMINDAKİ SORUMLULUĞU
Yerel idareler ile yol, asfalt ve altyapı çalışmalarında görev alan ilgili kuruluşların sorumluluklarını değinen Yılmaz; 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, Binaların Su Yalıtımı Yönetmeliği, Taşkın ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Yönetmeliği, 6200 sayılı DSİ Kanunu ile açıkça tanımlanmıştır. Bu mevzuat uyarınca; yol projeleri ve asfalt kaplamalar, yapıların subasman kotlarını olumsuz etkilemeyecek, yüzey sularını güvenli biçimde uzaklaştıracak ve taşkın riskini artırmayacak şekilde tasarlanmak zorundadır.” Dedi.
BİLİMSEL VE TEKNİK STANDARTLAR
Yol ve altyapı tasarımlarının, yapı güvenliği ile uyumlu biçimde gerçekleştirilmesi konusuna değinen Yılmaz açıklamasını şöyle sürdürdü; “TS 500 – Betonarme Yapılar, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018, TS EN 206 – Çevresel Etki Sınıfları, Eurocode 7 EN 1997 – Geoteknik Tasarım, Karayolları Teknik Şartnamesi ve drenaj esasları ile bilimsel olarak desteklenmektedir. Bu standartlar, yüzey suyu yönetimi, kot uyumu ve zemin davranışının birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.”
KAMUSAL GÜVENLİK VE ORTAK SORUMLULUK
Yılmaz: “İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Kurulu olarak vurgulamak isteriz ki;
subasman kotları ile yol ve asfalt kotlarının uyumsuzluğu, yalnızca teknik bir hata değil; doğrudan can ve mal güvenliğini etkileyen kamusal bir sorumluluktur. Yerel idareler ve ilgili tüm kurumlar; yol, asfalt ve altyapı projelerini yapı güvenliğiyle entegre, bilimsel veriye dayalı ve mevzuata uygun şekilde ele almakla yükümlüdür. Bu yaklaşım; afetlere dirençli kentleşme, sürdürülebilir altyapı ve kamu yararının korunması açısından vazgeçilmezdir. İlçemizde selden ve yağmurlardan etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.