• BIST 100

    10898,70%-0,43
  • DOLAR

    42,49% 0,16
  • EURO

    49,31% 0,05
  • GRAM ALTIN

    5762,83% 1,55
  • Ç. ALTIN

    9287,46% 0,49

Ali Yılmaz, “17 Ağustostan Sonra Ne Olmuştu, 6 Şubattan Sonra Ne Oldu?”

Gündem 16.08.2023 13:45:00 1335 0
Ali Yılmaz, “17 Ağustostan Sonra Ne Olmuştu, 6 Şubattan Sonra Ne Oldu?”

Ali Yılmaz, “17 Ağustostan Sonra Ne Olmuştu, 6 Şubattan Sonra Ne Oldu?”

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi Ali YILMAZ, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yıl dönümü sebebi ile yazılı bir basın açıklaması yaptı. İnşaat Mühendisleri Odasının bu konudaki görüşlerini ve çözüm önerilerini dile getiren YILMAZ Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu ve deprem gerçeğini anlattı. 17 Ağustos depreminin sonuçlarına dair örnekler veren YILMAZ, deprem konusunda sorunların da, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenlerin de belli olduğunun altını çizdi.

17 AĞUSTOS’TAN 6 ŞUBAT’A; ENKAZ ALTINDA KALAN BİR ÜLKE!..

Tarihimizin en yıkıcı depremlerinden olan 17 Ağustos Marmara Depreminin üzerinden 24 yıl, 6 Şubat Depremlerinin üzerindense 6 ay geçti. Söz konusu depremlerin, coğrafyamızın gördüğü en büyük depremlerden olduğuna hiç kuşku yok. Ancak ortaya çıkan can ve mal kayıplarının nedeni olarak depremlerin sadece büyüklüklerine vurgu yapılması doğru bir yaklaşım değildir. Meslek yasaları ve sorumluluk esasları belirlenmelidir. Bilimsel ve mühendislik çözümleri, yasal mevzuatlarla derinleştirilmelidir.

17 Ağustostan Sonra Ne Olmuştu, 6 Şubattan Sonra Ne Oldu?

1999 Gölcük Depremi Cumhuriyet tarihinin en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçmiş, 7,4 büyüklüğündeki bu deprem tüm Marmara Bölgesini etkilemiştir. Deprem 20 bin civarında yurttaşımızın canına mal olurken 50 bin civarında yaralanmaya sebep olmuştur. Bölgede yaklaşık 113 bini yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 365 bin bina hasar görmüştür. 99 depremlerinin can ve mal kayıplarının yanı sıra ekonomiye de etkisi büyük olmuş, 2001 ekonomik krizinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmiştir.

Asıl olarak Marmara Depremi, ülkemizin depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olma özelliği taşımaktadır. Depremlere karşı hazırlığın toplumsal bir farkındalıkla, mevzuattan uygulamaya kadar her kademede yeniden yapılanma ve dönüşüm ile mümkün olabileceği tüm kamuoyunca ortak bir fikre dönüşmüştür.

İnşaatlarda kullanılan malzemelerin kalitelerinin artırılmasına yönelik adımlar, yenilenen deprem yönetmelikleri ve haritaları, yeni bir yapı denetim mevzuatının varlığı toplumda 2001 sonrası yapılan yapıların daha güvenli olduğuna dair bir kanaat oluşturmuş olsa da durumun sanıldığı gibi olmadığı, 20 yıllık zaman diliminde hiçbir konuda yeterli hazırlığın yapılmadığı 6 Şubat 2023 Depremleriyle ortaya çıkmıştır.

6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri ve 20 Şubat Hatay Depreminin yaratmış olduğu yıkım ne yazık ki 17 Ağustos Marmara Depreminin birkaç katı büyüklüğündedir. Depremden etkilenen 11 il ve çevresinde, resmi rakamlara göre 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetti, 36 bin civarında bina depremler esnasında yıkıldı, 311 bin bina ise kullanılamaz hale geldi. Uzmanlar bu depremlerin ekonomik maliyetinin 120-130 milyar dolar civarında olduğunu tahmin etmektedir.

6 Şubat Depremlerinin hemen ardından haftalar boyunca tüm basın-yayın kuruluşlarında yapı üretimi ve denetimindeki sorunlar enine boyuna tartışılmış, Odamız konuyla ilgili yapılması gerekenleri, yıkımın nedenlerini tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Ne var ki Depremin üzerinden henüz 6 ay geçmesine rağmen mevzuatlar henüz tamamlanamamıştır.

Depremin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen bölgede yıkımı bekleyen ağır hasarlı yapılar tehlike yaratmaya devam etmekte, kısmen kontrolsüz bir şekilde yürütülen enkaz kaldırma işlemleri çevreye ve insan sağlığına zarar vermekte, imar planlarının oluşturulması süreçleri aksamakta, barınma ve su gibi en temel gereksinimlerde sıkıntı yaşanmaktadır.

Deprem bölgesinde bazı geçici barınma alanlarının altyapı çalışmalarının ve ulaşım sorununun bu kentler için temel bir mesele haline geldiği gözlenmektedir.

 

 

 

Depremlerden Korunmanın Yolu Riskleri Azaltmaktan Geçmektedir

Var olan yapı stokunun büyük çoğunluğu, deprem yönetmelikleri dikkate alınarak yapılmamıştır. Yapılar ya mühendislik hizmeti olmadan üretilmiştir ya da yeterli düzeyde mühendislik hizmeti almamıştır. TBMM’nin İzmir Depremi sonrası kurduğu Araştırma Komisyonun Temmuz 2021 tarihli raporuna göre Türkiye’de 10 milyon civarında olan yapı stokunun 6-7 milyon civarında olan kısmı riskli yapı statüsündedir. Bu risk ortadan kaldırılmadığı veya azaltılmadığı sürece ülkemiz büyük yıkımlarla defalarca yüzleşeceği gibi, depremler sonrası müdahalelerde de yetersiz kalmaya mahkum olacaktır.

Bugün riskli yapı miktarımız istatistiksel yöntemlerle tahmin edilmektedir. Oysa, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planına göre 2017 yılına kadar ülkemizdeki yapı stokunun envanterinin çıkartılıp bunlara müdahale edilmesi gerekmekteydi. Ne yazık ki 2023 Türkiye’sinde yapı envanterin nasıl çıkarılacağının yöntemi bile belirlenmiş durumda değildir.

Yine TBMM’nin Kahramanmaraş merkezli Depremlere ilişkin çıkarmış olduğu Mayıs 2023 tarihli raporundan anlaşıldığı üzere son 11 yıl içerisinde ülke genelinde 238 bin civarında riskli yapıya “Kentsel Dönüşüm” adı altında müdahale edilerek yenilenmesi sağlanmıştır. Yani 2012 yılından buyana riskli olduğu düşünülen yapı miktarının sadece %3-4 civarındaki kısmı yenilenebilmiştir.

Aynı durum çok ciddi bir deprem tehdidi altındaki İstanbul için de geçerlidir. Bir milyon beş yüz bin civarında yapının olduğu İstanbul’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının tahminlerine göre 600 bin civarında yapının riskli olduğu belirtilmektedir. Buna karşılık 81 bin 228 binanın “Kentsel Dönüşüm” kapsamında yıkılıp yenilendiği TBMM’nin Mayıs 2023tarihli raporunda ifade edilmektedir. Buna göre İstanbul’daki riskli yapı dönüşümünün son 11 yıl içeresinde %13-14 civarında kaldığı görülmektedir. Aynı yöntemlerle devam edilmesi halinde İstanbul’un “güvenli” bir yapılaşmaya kavuşması 80 yıl gibi bir zamanayayılacaktır! Kaldı ki bu türlü bir dönüşümün sağlıklı bir kentsel dönüşüm projesi olmadığını aynı rapordaki veriler ortaya koymaktadır. İstanbul’da dönüştürülen 81 bin 228 binadaki 381 bin214 konut ve 53 bin 942 işyerine karşılık, 702 bin 593 konut ve 64 bin 256 iş yeriyapıldığı ifade edilmektedir. %85 civarındaki yoğunluk artışı kent üzerinde ulaşım, altyapı, sosyal olanaklar gibi konularda büyük bir baskı oluşturup yaşanamaz kentler yaratırken, deprem açısından da yapısal riskleri kentsel risklere dönüştürmektedir. Deprem risklerinin azaltılması kentsel yoğunluğun azaltılmasıyla doğru orantılıdır.

Riskler sadece bunlarla sınırlı değildir. Deniz kıyıları, dolgu alanları, dere yatakları ve çevresi ciddi bir riskle karşı karşıyadır.Okullar, hastaneler, itfaiye binaları ve diğer kamu binalarının deprem güvenlikleri belirsizdir. Ulaştırma yapıları, su yapıları, altyapı şebekeleri, su arıtma tesisleri, doğalgaz, enerji ve haberleşme ağları risk altındadır. Tarihi ve kültürel yapılar büyük bir risk altındadır.Kentlerimizdeki benzin istasyonları, yanıcı, zehirleyici ve kirletici maddelerin işlendiği, depolandığı ve dağıtıldığı yerlerde ciddi bir risk vardır. Bu tür aktiviteler çoğu kez iskân alanlarıyla iç içedir.

 

 

Yeni Riskli Yapı Oluşmaması için Yapı Denetim Sisteminin Değişmesi Gerekir

6 Şubat depremleri açık bir şekilde göstermiştir ki yapı denetim hizmeti en temelde bir kamu görevi olarak ele alınmalı, serbest piyasa koşullarına terk edilmemelidir.

Çünkü bir yapı, mülkiyeti ister devlette, ister gerçek kişilerde, isterse özel kuruluşlarda olsun doğrudan toplumun güvenliğini,tarihini, kültürünü, konforunu, ekonomisini ve çevresini etkileyen/ilgilendiren bir varlıktır. Bu özelliklerinden dolayıyapılar kamusal varlıklardır.

2001 yılında çıkarılan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun özel Yapı Denetim Kuruluşları ve Laboratuvarları ile denetimin daha sağlıklı yapılabileceği varsayılsa da bu sistem ile denetim hizmetinin kamusal niteliği yok sayılmış ve denetim hizmeti ticarileştirilmiştir. Mevcut sistemin asli unsurları olan yapı denetim kuruluşları doğası gereği kâr amaçlı ticari kuruluşlardır ve devlet bu kuruluşlar üzerinde etkin bir denetim mekanizması kuramamıştır.

Üstelik 2019 yılına kadar müteahhitlerin kendi denetim şirketlerini belirlediği bir sistem yürürlükte olmuş ve 18 yıl boyunca müteahhitlerin kendi denetçilerini seçmesiyle yapı denetimi işleri yürümüştür.2019’dan sonra müteahhidin kendisinin denetçiyi belirleme sisteminden çıkılarak havuz sistemine geçilmesi de sorunları çözmeye yetmemiştir.

Teknik kadrolar nitelikleri ve yapabilirlikleri sorgulanmaksızın yapı denetimi sisteminde görev üstlenebilmektedir. Oysa, denetim hizmetlerini yapanlar, yapılan işin önemi gereği bilgi, deneyim ve uzmanlık sahibi olmak durumundadır. Ancak sistem bu tür elemanların görev yapabilmesine olanak sağlamamaktadır. Bununla birlikte yapı denetim kuruluşlarında çalışan mühendisler bir maliyet kalemi olarak görülmekte, nitelikli işgücünden kaçınılmakta, hatta hizmet almadan teknik elemanların imzalarını kullanma yoluna gidilmektedir.

Mevcut Yapı Denetim Yasası’nın öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık ve etik değerlere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni model hayata geçirilmelidir. Proje denetimi ve yapı denetimi birbirinden ayrılmalı, proje denetimi doğrudan kamu eliyle yapılmalı, Yapı Denetim Kuruluşları doğrudan kamuya karşı sorumlu olmalı ve onun denetiminde çalışmalıdır.

Yapıların İnşa Aşamasındaki Mühendislik Hizmetleri Hayati Önemdedir

Deprem ve diğer afetlerin yapılarda yaratmış olduğu hasarların çok büyük bir kısmının imalat kusurlarından kaynaklandığı bilinmesine rağmen inşa sürecinin temel aktörü olan şantiye şefliğine gerekli önem verilmemektedir. Uygulamada şantiye şefliği hizmeti sadece resmi prosedürleri tamamlamak amacıyla kağıt üzerinde kalmaktadır. Dolayısıyla Şantiye Şefliği formalite olmaktan çıkarılmalı, her şantiyede tam zamanlı olmak üzere bilgili ve işin gerektirdiği deneyime sahip mühendisler vasıtasıyla yapılması sağlanmalıdır. Müteahhitler yaptıkları inşaatlardan birinci derecede müteselsil olarak sorumlu tutulmalıdır. Aksi takdirde hem malzemede hem mühendislik hizmetlerinde fiyatları gözetip , kaliteli hizmet ve üründen uzaklaşacaklardır.

Yetkin Mühendislik Şarttır

Bugün ne yazık ki, ülkemizde bir işi yapabilme yeterliliğine haiz olmanın ölçütü, diploma sahibi olmaktan geçmektedir. Diploma, mühendis ya da mimarın o konuda eğitim almış kişi olduğunu göstermenin yanı sıra o alandaki işi yetkinlikle yapabilmenin de göstergesi sayılmaktadır.  Oysa diplomanın belgelediği eğitim her koşulda çok önemli ve gerekli ise de bir işi gerektiği gibi yapabilmenin ölçütü olarak alınamaz. Bunun, öğretici, geliştirici, olgunlaştırıcı ve nitelikli bir uygulama deneyimi ile tamamlanması, bir başka deyişle, mühendisin düzeyli bir uygulamanın içinde pişmesi gerekmektedir.

İnşaat mühendisliği çok geniş bir mühendislik dalı olma niteliğinin yanı sıra uygulaması ile de tecrübenin büyük öneme sahip olduğu bir meslek alanıdır. Dört yıllık bir mühendislik lisans eğitimini tamamlamak, mühendislik yetki ve sorumluluklarını kullanmak için yeterli değildir. Bu sebeple, inşaat mühendisliğinin ilgi alanına giren konularda halkın güvenli yaşam hakkının korunması ve yatırımların ekonomik sınırlar içerisinde kalması amacıyla “Yetkin Mühendislik” sisteminin hayata geçebilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla 1938 yılından bugüne değiştirilmemiş olan 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Kanunu değiştirilmeli Meslek Odalarının kendi meslektaşlarını yetkinliklerine göre belgelendirme ve yetkilendirme hakkı getirilmelidir. Çünkü tüm dünyada olduğu gibi meslek içi eğitim, mesleki bilgiyi-deneyimi ölçme ve değerlendirme, mesleki faaliyetlerin ve meslek etiğinin takibi gibi süreçler ancak Meslek Kuruluşları aracılığı ile yapılabilir ve sürekliliği sağlanabilir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, gerek kamu kurumlarının, gerekse kamusal alanların ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendislik hizmetlerini tanımlarken Meslek Odalarının belgelendirme sistemlerini baz almalıdır. İmar Kanunu, Yapı Denetim Kanunu, Afetlerle ilgili Kanunlar, İhale Kanunu gibi yapılaşmayı belirleyen pek çok kanun ve bağlı yönetmelik, şartname ve tebliğlerinde tarif edilmeye çalışılan mühendislik hizmetleri Meslek Odalarının vereceği belgeler ile tanımlanmalıdır.

Sonuç

1- Özellikle son 20 yıl içerisinde başta depremler olmak üzere tüm afetlere yönelik politikaların ve atılması gereken adımların tüm boyutlarıyla neler olması gerektiği konularında, başta kamu kurumları ve karar organları olmak üzere hemen her kurum tarafından raporlar, planlar hazırlanmış ve kararlar üretilmiştir. Ancak son depremler sonuçları itibarıyla göstermektedir ki, alınan kararlar ve yapılan çalışmalar büyük oranda palyatif kalmış durumdadır. Dolayısıyla öncelikle sağlam, kararlı ve istikrarlı bir siyasi irade ile kamunun ihtiyaç ve menfaatlarını gözeten, meselelere bütüncül ve bilimsel bakabilen bir anlayışa ihtiyaç vardır.  

2- Afetlere hazırlık çalışmaları kaynak ve zaman gerektiren uzun soluklu çalışmalardır. Dolayısıyla gerek merkezi, gerekse yerel yöneticilerin esnetip gevşetemeyeceği yasal düzenlemeler yapılmalı, kaynakların doğru ve yerinde kullanımı için önlemler alınmalı, aksine davranışların hukuki ve cezai yaptırımları olmalıdır.

3-4- İmar planları doğayı ve toplumsal yaşamı etkileyen, şekillendiren bütüncül planlardır. Afet risk haritaları, mikro bölgeleme çalışmaları, büyüme projeksiyonları, ulaşım ve altyapı planları gibi alt çalışmalar, bilimsel ve teknik içerikli, çok yönlü, çok bileşenli çalışmalardır. Bu kriterlere göre hazırlanmayan veya özel uygulamalarla sürekli delinen/değiştirilen planlar, sağlıklı yapılaşmanın önceli olan sağlıklı kentleşmeyi olumsuz etkilemektedir. İmar planlarının sağlıklı bir şekilde oluşturulması ve sürdürülmesi nitelikli katılımcılıkla mümkündür.

  • İster yeni alanlar üzerinde yapılan çalışmalar, ister mevcut planlar üzerindeki tadilatlar olsun her türlü imar çalışması şeffaf, katılımcı ve tekniğine uygun olmak zorundadır.
  • Tarımsal ve riskli alanların yapılaşmaya açılması sınırlandırılmalı, sorunlu, zayıf zeminlerde yüksek katlı konut ve benzeri yapılar için yapı izni verilmemelidir. İstisnai durumlarda kural ve kriterler titizlikle belirlenmeli ve denetlenmelidir.
  • Özellikle çok katlı konut yapılarında yapısal düzensizlik yaratan uygulamalara son verilmelidir.

5- Sağlıklı yapılaşma, nitelikli bilimsel/teknik kurallar, nitelikli eğitim, nitelikli mesleki hizmetler, nitelikli müteahhitlik ve nitelikli kamusal denetim ile mümkündür

Antalya İl Jandarma personelinden kam bağışı kampanyasına destek

26. İş dünyası zirvesi Antalya’da başladı

AKTOB'da Kaan Kavaloğlu ikinci kez seçildi

Serik’te Üreten Çocuklar, Yeşeren Yarınlar projesinde 2. etkinlik gerçekleştirildi

Alkaya: Nitelikli turizm, Türkiye turizminin geleceğini belirleyecek en kritik parametre

Serik’te 1 Savcı 2 Hakimin tayini çıktı

Serik Devlet hastanesinde gerçeğini aratmayan acil servis tatbikatı

Serik ilçesinde ruhsatsız silah operasyonu

Şantiye toplu tüketim mutfakları denetlendi: 33 Paket tavuk imha edildi

Son Kadeh operasyonunda 29 şüpheli yakalandı

Serik’te seyyar gıda işletmelerine denetim

Serik’te otomobil ile motosiklet çarpıştı: 2 yaralı

Sahte Para operasyonunda 5 Şüpheli yakalandı

Bakan Yerlikaya açıkladı: Zeytinköy’de şafak operasyonunda 458 kişi gözaltına alındı

Bakan Memişoğlu: Sağlıkta üç büyük yapay zeka projesi hayata geçirildi

53 ülkeden alıcılar Türk züccaciye ürünleri için Antalya’ya geldi

Serik Spor Van Spor maçı hazırlıklarına başladı

Milletvekili Coşar: AKP Sandıkta Kaybettiklerini, Yargı Eliyle Almak İstiyor

24 Kasım'da Tekeli Ahmet Can Özpınar ortaokulu öğrencilerinden vefa mektubu

Serik Fen Lisesi Öğrencilerinden Örnek Çevre Duyarlılığı: 12 Bin 500 Adet Pet Şişe Toplandı

Serik Spor Sinan Paşalı ile çıkışa geçti

Kaybolan yaşlı adamı Jandarma sağ salim buldu

Milletvekili Durgun, plan bütçe komisyonu’nda tarımın sorunlarını dile getirdi

MHP Antalya Milletvekili TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Hilmi Durgun, TÜRKTOB’U ziyaret etti

Kaymakam Şahin’den Şükran Ela’nın okuluna başsağlığı ziyareti

Antalya’da okul servis araçlarına sıkı denetim

Serik Spor A.Ş Futbol kulübü Sarıyer’i rahat geçti

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım’dan Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na ziyaret

Antalya’da 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

Vali Hulusi Şahin'in 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı

Yükleniyor

Antalya İl Jandarma personelinden kam bağışı kampanyasına destek

26. İş dünyası zirvesi Antalya’da başladı

AKTOB'da Kaan Kavaloğlu ikinci kez seçildi

Alkaya: Nitelikli turizm, Türkiye turizminin geleceğini belirleyecek en kritik parametre

Serik’te 1 Savcı 2 Hakimin tayini çıktı

Bakan Memişoğlu: Sağlıkta üç büyük yapay zeka projesi hayata geçirildi

Milletvekili Durgun, plan bütçe komisyonu’nda tarımın sorunlarını dile getirdi

MHP Antalya Milletvekili TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Hilmi Durgun, TÜRKTOB’U ziyaret etti

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım’dan Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na ziyaret

Gazeteci Namık Kemal Kılınç’ın acı günü

Milletvekili Coşar: Söz Var, Tren Yok; Havalimanı Var, Uçak Yok; Hamaset Var, Yatırım Yok

Büyük Önder İçin Mevlid-i Şerif okutuldu

Anahtar Parti, 1. yaşını coşkuyla kutladı

Başkan Söker: “3 Kasım Demokrasi yolculuğunda siyasi bir milattır”

CHP Antalya İl Başkanlığı seçimini CHP Genel Merkezi kazandı

CHP Serik ilçe teşkilatından Genel Başkan Özel’e ziyaret

İYİ Parti Erhan Uzun’la devam dedi

Çelik ve Söker, Serik’te vatandaşlarla bir araya geldi

CHP Seri İlçe başkanlığına Avukat İbrahim Turhat seçildi

CHP Antalya Mv. Aliye Coşar Alara Çayı Yine HES Tehdidi Altında

Serik Spor Van Spor maçı hazırlıklarına başladı

Serik Spor Sinan Paşalı ile çıkışa geçti

Serik Spor A.Ş Futbol kulübü Sarıyer’i rahat geçti

Turkish Airlines World Golf Cup Büyük Finali Antalya’da yapıldı

Turizmcilerin dostluk turnuvası

Gençlik Merkezi Karatecileri uluslararası turnuvadan madalyalarla döndü

İsmail Ogan stadyumunda çalışmalar devam ediyor

Güney Kore’de Türk zaferi

Serik spor alt yapısındaki çocuklar sahiplerini arıyor

UCI Gran Fondo World Serıes Antalya büyük bir başarıyla gerçekleşti

Serik Hastanesine 11 Adet acil müdahale yatağı kazandırıldı

Kaymakam Şahin’den ilçe sağlık müdürlüğüne ziyaret

Serik Devlet Hastanesinde Organ Bağışı etkinliği düzenleniyor

Serik Devlet Hastanesinde KADES uygulaması tanıtımı yapıldı

KBB Uzmanı Dr. Kara Serik Devlet Hastanesinde göreve başladı

Dr. Bodur Serik Devlet hastanesinde göreve başladı

Serik Devlet Hastanesinde Bir İlk, Anevrizma Ameliyatında Estetik ve Konfor Ön Planda

“Normal Doğum Eylem Planı” hayata geçti

Özkan Devlet Hastanesi'ni Ziyaret Etti

Serik Devlet Hastanesinde '14 Kasım Dünya Diyabet Günü' etkinliği düzenlendi

Bakan Bolat'tan esnafa 4 yeni haber

Başkan Güngör: TOBB nefes kredisinde kredi hacmi 50 Milyar TL’ye yükseltildi

Serik’te Zeytin Hasadı ve Zeytinyağı Üretimi başladı

Başkan Güngör: Manavgat, 24 milyon gecelemeyle rekor kırdı

Nurten Öztürk, Türkiye’de Yılın Sosyal Etki Lideri oldu

Hacısüleyman: Vergiler gelir ve servetten alınmalı

BEYAZ ALTIN 28 TL

Antalya’da 2024 yılında 248 milyon Avro hibe desteği verilecek

Antalya’da Yörük lezzetleri tanıtıldı

Derin Psikolojik Danışmanlık Merkezi açıldı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 13 10 1 2 20 32
2.FENERBAHÇE A.Ş. 13 9 0 4 18 31
3.TRABZONSPOR A.Ş. 13 8 1 4 11 28
4.SAMSUNSPOR A.Ş. 13 6 1 6 7 24
5.GÖZTEPE A.Ş. 13 6 2 5 9 23
6.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 13 6 3 4 0 22
7.BEŞİKTAŞ A.Ş. 13 6 4 3 5 21
8.KOCAELİSPOR 14 5 6 3 -3 18
9.CORENDON ALANYASPOR 13 3 4 6 -1 15
10.TÜMOSAN KONYASPOR 13 4 6 3 -2 15
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 13 3 5 5 -5 14
12.HESAP.COM ANTALYASPOR 13 4 7 2 -10 14
13.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 13 3 6 4 1 13
14.KASIMPAŞA A.Ş. 13 3 6 4 -5 13
15.GENÇLERBİRLİĞİ 14 3 9 2 -7 11
16.İKAS EYÜPSPOR 13 2 8 3 -9 9
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 13 1 6 6 -18 9
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 13 2 9 2 -11 8